Sepete eklendi

Enflamasyona Drenaj

08-03-2022 02:57
Okuma Süresi: 4 dk4

I.

Geçenlerde bir gece, sabaha karşı üç buçuk sularında Nuri Abi’yle dilbilim konuştuk [Nuri Abi, sete filan gidip gelirken arabayı kullanıyor. Başka ufak tefek işlerimi de çözüyor. Ben, hayatımda bir kere araba kullandım. O da ehliyet sınavında. Bir tur attım. ‘Kenara çek’ dediler. Çektim. Yaklaşık yirmi dokuz sene önce oldu bu]. 

 

Nuri Abi’yle kısır tartışmamız Aşiyan’dan Boyacıköy’e kadar sürdü. Şu anda kısa bir mesafe gibi gelebilir. Ama gecenin o vaktinde anıt gibi duruyordu. Nuri Abi, İngilizce cümlelerin sondan başa çevrilerek tercüme edilebileceğini, çünkü Türkçe’nin sondan eklemeli olduğunu söyledi. Ben sondan eklemelinin o demek olmadığını, Türkçe’de bir kelimenin köküne ya da gövdesine ek alarak yeniden üretilebildiğini; böylece tek bir kelimeden bir fiil, dolayısıyla da bir cümle oluşturulabildiğini… anlattım durdum. Tatsız bir monologtu. 

 

Bir asistanımla giriştiğimiz polisiye münakaşasından ise burada bahsetmek bile istemiyorum. Demode bir east-coast / west-coast tartışması yaptık. Ben film çekerken east-coast stayla seviyorum. Ama okurken west-coast okumaya bayılıyorum. Şıkır şıkır. Püfür püfür. Geniş geniş… Asistanım doğru söylemediğimi düşünüyor. Pudra mavisi takım elbiseli adamların kibar kahkahalarla ortalıkta dolandığı şeyleri bana yakıştıramıyormuş. Ben de kendime yakıştıramıyorum. Ama seviyorum. Filim çekmek gibi yani… 

 

Ama ofisteki bir elemanımızın, ertesi gün öğle yemeğinde et soteyi servis ederken burnuma dayadığı şiirlerini muhakkak okumalısınız. Çünkü göz ardı edilemeyecek kadar kötüler. Metrobüste görüp de tutulduğu genç bir kadınla ilgili olan bu berbat şiirin bir yerinden anladığımız kadarıyla mezkur kadın evli. Ama daha acayibi şu: Bizimki de evli. 

 

Ben bu durumu ahlaki bir çatışma olarak almaktan ziyade [çünkü ahlak üretmek için özgür olmanız gerekir], açığa çıkan gıllıgışlı duyguyu günlük hayata yeniden çevirme fırsatı olarak değerlendirmeyi düşündüm [çünkü kendi günlük hayatımızı kendimiz kurarız].

 

Yani şu: Bir süredir kafayı tekstil meselesine takmıştım. İşte bir şeyler tasarlayalım. Üretelim. Ve piyasaya sürelim. Bakalım ne olacak… Böylece ‘Evliler De Sever’ tişörtleri fikri doğdu. Ayrıca tabutlu, çekiçli ve tabancalı birkaç başka tişört fikri daha. Bunun üzerine bir marka kurma zorunluluğu hasıl oldu. Markama allmostblu adını verdim [Chat Baker’dan mülhem]. Şu sıralar, kendi giyim markasını kurup geliştirmekle uğraşan bir arkadaşımla birlikte, kendi giyim markamı kurup geliştirmekle uğraşıyorum. 

 

İyi ki bizim metrobüs çapkını, elalemin karısına abayı yakmış. Belki de yeni bir Versace doğuyorum.

II.

Kendi anadilinde yazılım yapmanı sağlayabilecek bir yazılım. Bir sonraki büyük fikir galiba bu. Yazılımcıların kodlarla yapabildiğini senin aha böyle bu harflerle ve bu gramerle yapabilmeni sağlayacak bir yazılım. Sonunda kendi açık kalp ameliyatını kendin yapabildiğin bir irade patlaması. Ameliyatı yapabiliyorsun çünkü kalbinin yerine takacağın yapay kalbi yapacak olan yazılımı da sen yazdın. 

 

Yapay zekaya kendi ana dilinle hangi yazılımı yazması gerektiğini yazıyorsun. Yani anadilini bilmen yetiyor. 

 

Windows’un ortaya çıkışının etkisi buna benzer bir şey değil miydi? Monitördeki sayfayı değiştirmek için birtakım kodlar yazman gerekmiyordu. Çünkü Windows bunu bir yerleri tıklayarak yapabilmeni sağladı. Kodlama dilini bilmeden kodlamanın yaptığını yapabilir oldun. 

 

Aynı şey. Kendi dilini bilmen, kodlamayı harekete geçirmeye yetecek. Çünkü bunu yapabilen yeni bir kodlama olacak. 

 

Şu sonsuz maymun deneyi gibi. Hani bir maymunun önüne bir daktilo koyuyorsun ve maymun sonsuza kadar harflere basıyor. Random şekilde. Ve günün birinde o bastıklarının bir Shakespeare metni ortaya çıkarması ihtimali var. 

 

Var mı?

-Bence maymuna bağlı. 

[Gerçi hangimiz maymuna bağlı değiliz ki…]